UFUK ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ
   
BEHÇET HASTALIĞI MERKEZİ
   
 


      

Behçet Hastalığı, 1937 yılında Prof. Dr. Hulusi Behçet tarafından tanımlanmış ve dünyada da bu isimle bilinen tekrarlayıcı, şiddetli ve hafif dönemlerle seyreden bir hastalıktır. Hastalık kendisini sıklıkla cilt bulgularıyla gösterir; göz, eklem, damar ve sinir sistemi ise diğer tutulabilen organlardır. Dermatoloji polikliniğinde sıklıkla karşılaşılan ve multidisipliner yaklaşım gereken bu hastalarımızın klinik takiplerinin daha detaylı yapılabilmesi amacıyla 2006 yılında Üniversitemiz bünyesinde Sayın Hocamız Prof. Dr. Aysel Gürler’in öncülüğünde Behçet Hastalığı Merkezi kurulmuştur.
Hastalarımız Behçet Hastalığı Merkezi öncelikle sorumlu hekim Yrd. Doç. Dr. Özge Gündüz tarafından değerlendirilir; tanı için gerekli görülen tetkikleri ve incelemeleri mutidisipliner bir yaklaşımla yapılıp tıptaki güncel gelişmeler ışığında tedavileri ve takipleri ilgili bölümler tarafından sağlanır.

 

 

Behçet Hastalığı ve üveitler:

Behçet hastalığı bir çok sistemi aynı anda ve birlikte etkileyebilen kronik ve nedeni bilinmeyen bir hastalıktır. Aynı anda, pek çok organda birden birlikte bulunabilen bulguların temelinde kronik tıkayıcı tipte damar iltihabı ve buna bağlı komplikasyonlar yatmaktadır. Aslında göz bulguları ile birlikte ağız içinde yaralar (aft) ve genital yaraların birlikteliği belki de ilk defa Hipokrat tarafından fark edildiği düşünülse de, hastalığı esas tanımlayan Türk doktoru Dr. Hulusi Behçet’tir. İlk tanımlanan olgularda, hastalardaki göz bulgularının daha çok “hipopionlu iridosiklit” olarak tanımlandığı dikkati çekmektedir. Fakat o zamanlarda da bu hastalığın en ağır komplikasyonlarının oluştuğu organlardan birinin göz olduğu fark edilmiştir. Dr. Behçet’in hastalığın klasik triadını tanımlamasından ve bunu yeni bir hastalık olarak kayıtlara geçirmesinden hemen sonra, ertesi yıl, Dr. Niyazi Gözcü tarafından hastalığın ağ tabaka ve görme siniri üzerindeki tipik bulguları incelenmiş ve tanımlanmıştır. Hastalık göz içi iltihabı (üveit), ağ tabaka damar iltihabı (retina vasküliti), ağız ve genital bölgede ülserler, santral sinir sistemi tutulumu, cilt bulguları ve kalp damar sistem bulguları ile karakterizedir ve kronik, tekrarlayan iltihabi atakları nedeni ile göz hastalıkları yönünden ağır hasarlara yol açabileceği gibi, diğer sistem tutulumları da göz önünde bulundurulduğu zaman aynı zamanda hayati tehdit oluşturabilecek komplikasyonlara yol açabilecek bir hastalıktır.

        Kronik seyirli ve özellikle de göz bulguları yönüyle çok ağır komplikasyonları olabilen bu hastalık, özellikle ülkemizde sık görülmesi yönüyle de Türk göz doktorları için özel bir önem arz etmektedir. Hastalığın ağır komplikasyonları, uygulanan tedavilerin uzun, zor ve maliyet açısından yüksek olması, hem hasta, hem yakınları hem de takip eden doktorlar açısından oldukça büyük bir yük oluşturmakta ve kimi zaman da her üç tarafın da yılgınlığı sonucu tedavinin eksik veya yetersiz yapılıp hastaların görmelerini kaybetmelerine yol açmaktadır. Her ne kadar tedavi uzun, zor ve zahmetli olsa da ve hatta kimi zaman yapılan tüm tedavilere rağmen elde edilebilecek sonuçların hiç de yüz güldürücü olmayabileceği daha tedavinin başında bilinse de, yine Behçet hastalığı tedavisinin uzun ince bir yol olduğu çok iyi bilinmeli ve bu durum hem tedavinin başında, hem de tedavi devam ederken her fırsatta hastaya ve yakınlarına vurgulanmalı ve onların da takibe etkin ve istekli olarak katılımı sağlanmalıdır. Hastalık seyri ne kadar kötü olursa olsun, iyi ve sıkı bir takip ve oluşan komplikasyonlara tam ve zamanında yapılacak müdahalelerle hastalarda çok iyi olmasa da kendi işlerini yapabilecek ve yaşamlarını devam ettirebilecek seviyede bir görme sağlanabilir ve en azından bu amaçlanmalıdır. Uygulanan tedavinin iyi ayarlanması, tedavi planı yapılırken hastanın sosyo-ekonomik durumu, tedavi ve takibe uyumu, ve sistemik bulguları göz önünde bulundurularak tedavi planının yapılması ve hastaların tedavinin her aşamasında, ilaçların etki ve yan etkileri açısından bilgilendirilmesi gereklidir.
        Behçet hastalığı aslında tüm dünyada görülebilen bir hastalık olmasına rağmen özellikle dünyanın bazı bölgelerinde daha sık izlenmesi dikkati çekmektedir. Bu ülkeler arasında Akdeniz ülkeleri, Orta Doğu ülkeleri ve Uzak Doğu ülkeleri sayılabilir. Aslında bu dağılım dikkatle incelendiğinde hastalık sıklığının tarihi “ipek yolu” boyunca yerleşen bölgelerde yaşayan insanlar arasında belirgin olarak arttığı gözlenmektedir. Bu durum hastalık etkeni olarak genetik özelliklerin yanı sıra çevresel etkenlerin ve enfeksiyon hastalıklarının araştırılmasına yol açmış fakat henüz hastalığın ortaya çıkmasına yol açan neden tam olarak tespit edilememiştir.

 

Behçet hastalığına bağlı frosted retinal angitis

Aktif retinal vaskülit