UFUK ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ
   
DİABETİK RETİNOPATİ
   
     
Proliferatifdiabetikretinopati

Diabetik Retinopati
        (DiabetesMellitus) insülin hormonunun yetersiz veya hiç salgılanmaması sonucu, vücudun şekeri kullanma ve depolama yeteneğini bozan bir durumdur. Yüksek kan şekeri düzeyi; aşırı susama, idrara çıkma ve vücud kan damarlarında değişiklikler ile karakterizedir. Kan damarlarındaki değişiklikler göz, böbrekler, kalp, beyin ve sinir sistemini etkilemektedir. 
        Göz en erken etkilenen organlardan biri olup göz içi kanamalar, katarakt, göz tansiyonu ve körlük ortaya çıkabilir.
DiabetikRetinopati Nedir? 
        DiabetikRetinopati, gözün arka kısmında bulunan retina kan damarlarında ve ışığa duyarlı sinir liflerinde meydana gelen değişiklikler sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır.  Diabet hastalığı sırasında aslında tüm vücutta kılcal damarlarda görülen hasarın göze yansımasıdır. Hasara uğramış bu kılcal kan damarları, kan veya serum sızıntısına neden olabilir. Bu sızıntılar veya kanamalar sonucu  retina tabakası normal fonksiyonlarını kaybetmekte ve bu da görme kayıplarına yol açmaktadır. Diabetikretinopatinin oluşumunu hızlandıran bir takım faktörler söz konusudur.  Bunlardan en önemlisi diabetin süresi olsa da kontrol edilemeyen bir faktör olduğu için diğer etkenlere yoğunlaşmak daha yararlıdır. Şeker kontrolünün iyi olmaması, hipertansiyon, kalp veya böbrek hastalıkları, hamilelik diabetikretinopatiyihızladıran etkenler arasında sayılabilir. Erken yaşta başlayan diabetlerdediabetikretinopatinin daha hızlı ve ağır seyrettiği de bilinen bir gerçektir.
        Diabetikretinopati yetişkinlerde körlük nedenleri arasında birinci sırayı almaktadır ve tedavi edilmemiş diabetikler genel nüfusa göre 25 kat daha fazla olarak ağır görme kaybı yaşama riskini taşırlar. Bununla birlikte teşhis ve tedavide ilerlemeler sayesinde artık retinopati gelişen çoğu hastada görme kayıplarının önüne geçilebilmektedir.
Diabetikretinopatinin tipleri: 
Başlangıç retinopati: Diabetikretinopatinin erken dönemidir. Bu dönemde retinada ki bazı küçük kan damarları daralmaya başlayıp tıkanırlarken bazıları balon şeklinde genişlemeye başlar. Bu yapısı değişen damarlar kan ve sıvı sızıntısına yol açarlar. Retinada şişme veya eksuda adı verilen birikintiler oluşur. Görme keskinliği genellikle ciddi olarak etkilenmemiştir. Ancak görmeyi tehdit eden devrelere ilerleyebileceğinden uyarıcı bir işaret olarak kabul edilmelidir. Bazı kişilerde sızan sıvı, retina tabakasının detaylı, keskin görmeden sorumlu kısmı olan sarı noktada (makulada) toplanır. Maküler ödem adı verilen bu durumda okuma ve yakın çalışma zorlaşabilir. Maküla ödemi aslında diabetikretinopatide en sık görme kaybına yol açan nedendir.  
Proliferatifretinopati: Diabetikretinopati gelişimi sırasında retina yüzeyi veya optik sinirde tıkanmalara bağlı olarak yeterli beslenme sağlanamazsa çevre dokulardan beslenemeyen bölgelere retinadan salınan bazı hormonlar vasıtası ile yeni damarlar çağrılır. Bu yeni kan damarları, daha zayıf duvarlara sahiptir ve kolayca yırtılarak kanamalara yol açan sıvı sızıntısı yapan anormal göz damarlarıdır ve bu damarlara neovaskülarizasyon, bu evreye de proliferatifdiabetikretinopati denir. Bu anormal kan damarları göz içerisine kanama yaparak görmenin kapanmasına veya skar dokuları oluştururak retina tabakasının kabarmasına yol açabilir. Hastalığın çok ileri evrelerinde bu yeni damarlar iris tabakasına kadar ulaşıp  göz tansiyonunda artışa yol açabilir ki bu da halk arasında karasu hastalığı olarak bilinen glokomdur.
        Proliferatifdiabetikretinopatidiabetikretinal hastalıkların en ciddi formudur. Her ne kadar makula ödemi varlığında görme dereceli olarak bulanıklaşabilirsede, başlangıç diabetikretinopatide gözdeki değişiklikler, göz doktoru tarafından yapılan bir göz muayenesine kadar farkedilmeyebilir. Proliferatifretinopatide kanama meydana geldiğinde görme bulanıklaşabilir veya tümüyle azalabilir.         Diabetik hastaların düzenli olarak göz dibi muayenesi erken teşhis ve tedavi için en önemli basamaktır. Göz muayenesi ve uygun tedavi ile diabetikretinopati nedeniyle meydana gelebilecek göz hasarlarına karşı koruma sağlanabilir. Hatta düzenli göz muayeneleri, görünüş olarak sağlıklı insanlar içinde tavsiye edilir, çünkü bu muayeneler kimi zaman diabet veya diğer hastalıklarının varlığını teşhiste yardımcı olabilmektedir. Haslatığın tanı ve takibinde fundus, muayenesi, fundusfloroseinanjiografi, optik koherenstomografi gibi yöntemler kullanılmaktadır.
        Tedavide hastalığın evresine ve klinik bulgulara göre ilaç tedavisi ile izlem, lazer tedavisi, göz içi ameliyatlar, göz içine ilaç enjeksiyonları gibi yöntemler kullanılmaktadır.

 

Aynı hastanın perifer görünümü