Çağımızın Korkulu Rüyası; Erken Ergenlik

Çağımızın Korkulu Rüyası; Erken Ergenlik

Ergenlik dönemi, çocukluktan erişkin dönemine geçiş dönemi olup kendine özgü pek çok özellik barındırır. Bu dönemde biyolojik, sosyal, duygusal, bilişsel değişimler  yaşanmakta ve bu değişimler her bir bireyde farklı seyretmektedir. Ergenin bu  dönemde yaşayacağı  bedensel  ve  ruhsal değişimler ilerideki  hayatına şekil verecektir.  Bu yönüyle  yaşamın diğer dönemlerinden oldukça farklıdır ve yaklaşım son derece önem arz etmektedir.

Ergenliğe girme yaşı bireysel,  toplumsal ,coğrafi farklılıklar göstermekle birlikte  yapılan çalışmalarda en buyuk payı genetik faktörler almaktadır. Dünyada ‘Yüzyılın eğilimi’ olarak  belirtilen tanımlamada ,ergenliğin  her  10 yılda bir  iki  ila üç ay erkene kaydığı bildirilmektedir.Buna göre erken ergenlik tanımı da  gelecekte değişiklik gösterebilir. Şimdilik  günümüzde erken ergenlik tanımı  kızlarda 8 yaş, erkeklerde 9 yaştan önce ergenlik bulgularının ortaya çıkması olarak  kabul edilmektedir. Kızlarda meme tomurcuklanması erkekte yumurtalık(testis) büyümesi ergenliğin ana bulgularıdır. Erken ergenlikte pubik ve koltuk altı kıllanması, ter kokusunun gelişimi de olabilir aslında son bulgular böbrek üstü bezlerinin ergenliğini göstermektedir.

Günümüzde ergenlik yaşının erkene kaymasında en önemli faktörler endokrin bozucular  ve  aşırı beslenme sonucu gelişen  obezitedir. İlk kez 1996 yılında Endokrin Bozucu ifadesi ortaya atıldıktan sonra 21 Ekim 1998’de U.S EPA yayınladığı bir raporda 87.000 çeşitten fazla kimyasalın endokrin sistem üzerine etkili olduğunu ve besin zinciri yolu ile bu maddelerin insan vücuduna alındığını bildirmiştir. Fitoöstrojen içeren soya fasulyesi, yonca filizi, sarımsak, maydanoz, hububat, havuç, patates, vişne, elma ve kahve gibi  urunler, sentetik yapıda üretilen hormonlar: (Doğum kontrol ilaçları, hormon yerine koyma tedavileri ), endüstriyel temizlik maddeleri, tarım ilaçları (özellikle pestisidler), plastik katkılı tüketim  maddeleri,pestisidler ,ağır metaller gibi pekçok ürün ergenliği öne kaydırıcı etki gösterebilmektedir. Maalesef özellikle Covid pandemisi sırasında artan  online eğitim, kaygı-stress, depresyon, evde kalma, ebeveynlerin çocukları için yiyecekleri ödül olarak kullanma baskısı,ebeveynlerin sık yemek pişirmesi ve öğün sayısında artış obezitenin bir çığ gibi büyümesine neden olmuştur. Ve bunun sonucunda artan yağ dokusundan salınan pekçok madde ergenliğin öne kaymasına zemin hazırlayabilmektedir.  Diğer taraftan erken ergenliğe yol açan başka pek çok neden  bulunmaktadır kızlarda idyopatik vakalar fazla iken erkek çocuklarda organik nedenler daha sıktır. Mutlaka  diğer yol açabilecek hastalık nedenleri ekarte edilmelidir.

Erken ergenliğin istenmiyen en önemli sonuçları; kemik yaşında ilerleme, nihai boyda kısalık (final boya ulaşamama), uygun olmayan vücut görünümü ,psikososyal davranış anomalileri (agresyon,suça meğil, madde-ilaç bağımlılığı,suisit girişimi)dir. Gelişmiş toplumlarda  özellikle mental retardasyonlu olgularda çocuk istismarı ve  doğurganlığın oluşması nedeniyle erken yaşanılabilecek  adölesan gebelik riski taşıması bakımından da ciddi bir tehlike potansiyeli taşımaktadır. Burada en önemli nokta  çocuklarımızın erken ergenlik tanısının ve tedavi yönetiminin Pediatrik ve Adölesan Endokrinologlarca belirlenmesi gereğinin olmasıdır. Çünkü bilinmelidir ki gereksiz yaklaşımlar fizyolojiyi zedelemekle kalmaz ilaçların yan tesirlerinin de ortaya çıkmasına yol açacaktır. Bu konuda biz uzman  hekimlere buyuk görev düşmektedir.

Ankara Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi

Pediatrik Endokrinoloji Bilim Dalı Başkanı

Prof. Dr. Ayça Törel Ergür