Obezitenin Serüveni

Obezitenin Serüveni

Obezite; insanlık tarihinin endüstriyel topluma geçilmesi evresinden sonra yagınlaşmıştır. Dünya sağlık örgütü tarafından ‘’globobezite’’ olarak tanımlanır. Bu tanımlama hastalığın dünya çapında bir pandemi haline dönüştüğünü vurgulanmak suretiyle önemini teyit etmek amacıyla yapılmıştır.

İnsanlığın avcı toplayıcı dönemlerinde obezite prestij kaynağıydı. Çünkü besine ulaşmak için çaba sarfetmesine gerek olmayan ve besinlerin önüne getirildiği bilge ya da yüce insan anlamına geliyordu. Bu kişilerin gereksinim duyduğu besinleri tüketmek için enerji sarfetmesine gerek olmadığından aldığı enerji harcadığı enerjiden fazlaydı ve bu fazla enerji yani kalori de yağ olarak depolanarak obeziteye neden oluyordu.  Ancak bu kişiler oldukça az sayıdaydı ve insanların geneli sürekli hareket halinde ve besin kaynaklarına ulaşmak için enerji harcamak zorundaydı. Dolayısıyla obezite oldukça nadirdi. Ayrıca ateş bulunmadan on binlerce yıl öncesinde insanların bağırsakları şu anki bağırsaktan daha uzundu. Ateşin bulunması sonrasında bu bağırsak gittikçe kısaldı ve kalıntı olarak appendiks olarak konumlandı. Çünkü besinlerin ısıl işlemlere tabi tutulabilmesi nedeniyle   sindirimde artık bu kadar uzun bağırsağa ihtiyaç kalmamıştı. Daha sonra bin yıllarca insanlık teknolijinin günümüze göre ‘’gelişmemiş’’ olması nedeniyle yüksek fiziksel aktivite sarfettiler. Besin kaynaklarına ulaşmak zordu. O zamanki ölümler daha çok salgın hastalıklar veya savaşlar yüzündendi. Ortalama yaşam süresi kısaydı ancak obezite nadirdi. Endüstriyel devrim sonrasında bu tablo yavaş yavaş değişti. Besin kaynaklarına ulaşım gittikçe kolaylaştı, gündelik hayatta harcanan enerji miktarı gittikçe azaldı. Hayatı kolaylaştırıcı araçlar insanların daha az enerji sarfetmesine, depolanan yağ miktarının artmasına neden oldu. Özellikle 2. dünya savaşından sonra oluşan görece barış ortamı teknolojik gelişimi ve besine ulaşımı artırdı.

20. Yüzyılın başlarından sonra tanı ve tedavi yöntemlerindeki gelişmeler insanların ortalama yaşam sürelerini gittikçe artırdı. Fiziksel aktivite azaldıkça, alınan kalori miktarı arttıkça, yaşam süresi uzadıkça toplumda kilolu insanlar çoğalmaya başladı. Bu da obeziteye bağlı kronik hastalıkların sıklığını gittikçe artırdı. Özellikle 1990’lardan sonra obezite artık yaygın ve ciddi bir sağlık sorunuydu. Toplumun çoğu çalışıyor ve kaliteli beslenmeye vakit ayıramıyordu. Hazır gıdalar ve fast food larla beslenme yaygınlaştı. O dönemlerde doğan çocuklarında beslenmelerinde bunlar önemli yer tuttu ve çoğu doğru beslenme alışkanlıkları edinemediler ve bunları sürdürdüler. Bu da obeziteyi gittikçe artırdı. Ayrıca hazır gıdalar, ısıl işleme tabi tutulmuş endüstriyel besinler sindirim için gerekli olan bağırsak miktarının on binlerce yıl sonra yeniden gerektiğinden fazla olmasına yol açtı.  Neredeyse bazı gıdaların sindirimi daha yenilmeden başlıyordu. Ayrıca bu hazır endüstriyel gıdalara bunların daha fazla tüketilmesini sağlamak amacıyla bazı katkı maddeleri eklenmeye başlandı. Böylece bunlar daha fazla tüketildiler.

Uzun süreli çalışma periyotları nedeniyle fiziksel aktiviteler azaldı. Teknolojik gelişmeler masa başı işlerin yaygınlaşmasına neden oldu. Artık fiziksel efor gerektiren işler gittikçe azaldı. Ayrıca çocukluk çağında aile içi beslenme alışkanlıklarının değişmesi ve telefon, tablet, tv gibi teknolojik araçların başında geçirilen sürelerin artması nedeniyle oluşan azalan enerji harcama potansiyeli çocukluk çağında da obez bireylerin artmasına neden oldu. Çocuklarda oluşan obezite genellikle erişkinlikte de devam etti ve yeni eklenen bireylerle de dünya çapında bir salgın haline dönüştü.

Günümüzde insanların büyük bir çoğunluğu açlıktan ziyade fazla kiloluluk nedeniyle ortaya çıkan hastalıklardan dolayı ölmektedir.

 

 

 

  Obezite, Dünya Sağlık Örgütü tarafından "hastalık derecesine varan şişmanlık" olarak tanımlanıyor. Hastalık derecesine varan şişmanlığın temel nedeni, vücuda alınan enerji miktarı ile harcanan enerji miktarı arasındaki farkın fazla olmasından kaynaklanıyor. Vücut kitle indeksinin 25-30 arasında olması normal, 30'un üzerinde olması ise obezite olarak kabul edilir.

Obezite, vücut sistemleri ve psikososyal durum üzerinde yarattığı olumsuz etkilerden dolayı pek çok sağlık problemine neden olur.
 

Obezitenin hayatı tehdit eden ciddi hastalıklarla ilişkisi net olarak bilinmektedir. Ayrıca vücut kitle indeksindeki her 5 birimlik artış ani ölüm riskini yüzde 33 artırmaktadır.

"Obezite, her yıl 1 milyondan fazla ölümün ve hasta olarak geçirilen 12 milyon yaşamın sorumlusudur. İnsülin direnci, şeker hastalığı, hipertansiyon, koroner arter hastalığı, metabolik sendrom, safra kesesi hastalıkları, bazı kanser türleri, osteoartrit, felç, uyku apnesi, karaciğer yağlanması, astım, solunum zorluğu, gebelik komplikasyonları, menstruasyon düzensizlikleri ve aşırı kıllanma, obezitenin neden olduğu sağlık sorunlarıdır."

 

     "Obeziteden korunma çocukluk çağında başlamalı"
Obezite oluşmadan korunmanın büyük önem taşır. Obeziteden korunma, çocukluk çağında başlaması gerekir. Çünkü çocukluk ve adolesan döneminde oluşan obezite yetişkinlik dönemi obezitesi için zemin hazırlar.

 

Aile, okul ve çevrenin yeterli ve dengeli beslenme, fiziksel aktivite konularında bilgilendirilmesi gerekir.

"Obezite tedavisi; bireyin kararlılığı ve etkin olarak katılımını gerektiren, tedavisi zorunlu, uzun ve süreklilik arz eden bir süreçtir. Obezitenin etiyolojisinde pek çok faktörün etkili olması; bu hastalığın önlenmesi ve tedavisini son derece güç ve karmaşık hale getirmektedir. Obezite tedavisinde amaç, gerçekçi bir vücut ağırlığı kaybı hedeflenerek obeziteye ilişkin morbidite ve mortalite risklerini azaltmak, bireye yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırmak ve yaşam kalitesini yükseltmektir. Obezite tedavisinde kullanılan yöntemler 5 grup altında toplanmaktadır. Bu yöntemler; diyet tedavisi, egzersiz tedavisi, davranış değişikliği tedavisi, farmakolojik tedavi ve cerrahi tedavidir.''
 

 

"Metabolik cerrahi ile yemeğin miktarı azaltılabilir"
 

 

18-65 yaş arasında yapısı uygun olan, vücut kitle endeksi 30'un üzerinde ve şeker hastalığı, tansiyon, kronik obstrüktif akciğer hastalığı denilen kronik bronşit gibi nefes darlığı ile seyreden hastalıklar, uyku apne sendromu, osteoartrit denilen dizlerde ağrılara ve dejenerasyonlara bağlı oluşan hastalık ve bununla birlikte obeziteye bağlı oluşan sık karşılaşılamayan birçok rahatsızlığa sahip hastalara obezite ameliyatı önerilir.

Günümüzde obezite ve diyabet konusunda en etkili yöntemlerden biri hiç tartışmasız cerrahi uygulamalardır. Tıbbi veriler neticesinde cerrahi uygulamaların, Tip 2 diyabet ve obezite tedavisinde yüzde 80-95 oranında tam ya da kısmi iyileşme sağladığını görmekteyiz. Diyabet oluşum mekanizmalarından en önemli olanı yeme alışkanlıklarımızdır. Günümüzde yiyeceklerin aşırı kalorili ve işlenmiş olması daha çok yememize ama doymamamıza ve yememize rağmen ince bağırsaklarımızın gerekli kısımlarının yeterince uyarılmamasına ve insülin direncimizin çok artmasına sebep olmaktadır. Metabolik cerrahi ile yemeğin miktarı azaltılır ve yemeklerin geçiş yolları değiştirilerek bazı hormonların daha aktif çalışması sağlanır. Bu şekilde hem diyabet hem de obezite kontrol altına alınabilir. Ayrıca, kullanılan yeni yöntemler emilim bozukluklarına yol açmayan yöntemlerdir ve buna bağlı olarak uzun dönem emilim problemleri görülmez."

Metabolik bariatrik cerrahi yöntemleri arasında en çok tercih edileni ise tüp mide ameliyatıdır.  Dünyadaki cerrahların yaklaşık %75’i ilk yöntem olarak tüp mide ameliyatı yapmaktadır. Çünkü tüp mide ameliyatının kendine özgü ciddi avantajları vardır. Hasta açısından daha tolere edilebilir bir yöntemdir. Mide bağırsak sisteminin normal işleyişini, akış sistemini bozmamaktadır. Vücut için gerekli olan birtakım vitaminlerin ve minerallerin emilimini engellememektedir. Ayrıca yandaş hastalıklar üzerine etkisi diğer yöntemlerle istatistiksel olarak aynı kabul edilebilir. Yeniden kilo alımı halinde diğer yöntemlere dönüştürülebilir. Bu nedenle vücut kitle endeksi uygun hastalarda ilk olarak bu yöntemi tercih etmektedir.

Ayrıca gastrik by-pass, biliopankreatik diversiyon gibi kabul edilmiş etkili ameliyatlarda yapılabilmektedir.

Vücut kitle indeksi ameliyata müsaede edecek kadar yüksek olmayan yani vücut kitle indeksi 25-30 arasında olan fazla kilolu hastalarda, çok fazla kilosu olan yani süper morbid obez ve ameliyat öncesi bir miktar kilo verdirerek ameliyat komplikasyonları azaltılmak istenen hastalarda ilk tedavi olarak ya da ameliyat olacak düzeyde kilosu olmasına rağmen ameliyat olmak istemeyen hastalara endoskopik olarak balon uygulaması da yapılabilir.

Bu yöntemde de endoskopik olarak  ve sedatif anestezi eşliğinde  mide içerisine balon yerleştirilir. Balon 6-12 ay kadar mide içerisinde kalarak mide hacmini azaltmak ve iştahta bir miktar azalma sağlamak suretiyle kilo vermeye yarımcı olur.

Obezite için yapılan ameliyat ve yardımcı endoskopik yöntemlerde amaç estetik kaygılar değildir. Bu işlemler kozmetik amaçlarla yapılmaz. Amaç var olan yandaş hastalıkların ortadan kaldırılması ya da fazla kilolar nedeniyle ortaya çıkma ihtimali oldukça yüksek olan yandaş hastalıkları engellemektir.

Obezite ile günümüzün en ciddi sağlık sorunlarından birdir, gittikçe artmaktadır ve eğer önüne geçilemezse gelecekte de ciddi bir sağlık sorunu olmaya devam edecektir.